9 Haziran 2014 Pazartesi

GÜNLERDEN PAZARTESİ

PAZARTESİ SENDROMU DEDİKLERİ ŞEY

Peygamberimiz’in (S.a.v) hayatındaki birçok güzel olay bu günde yaşanmıştı. Pazartesinin bu yönünü biliyor musunuz?..
‘Pazartesi sendromu’ adıyla zamana karşı kötümser bir yaklaşım sergilenir. Kimilerine göre yoğun bir iş temposu anlamına da gelen pazartesi, takvimden silinecek kadar kötüdür. Ama bizim inancımızda pazartesinin ayrı bir öne
mi vardır. Peygamberimiz’in (sas) hayatındaki birçok güzel olay bu günde yaşanmıştır. Halk diliyle günahını aldığımız pazartesi, İslâm’da birçok gelişmeyle kaderdenktir.

Günümüzde birey, sanayileşme ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi karşısında zamanla yarışa koyularak manadan soyutlanmış mekanik bir varlığa dönüşmüştür. Bu amansız yarışta insanın kendi varlığını ispatlayabilmesi ve kendini tatmin etmesi için üretken değil, tüketen bir varlık olması sürekli empoze edilmektedir. Böylece insan daha fazla tüketmek için daha fazla çalışmakta ve kendini sonu gelmeyen kısır bir döngüden kurtaramamaktadır. Bu hayat tarzı birçok maddi ve manevi problemin yanında ‘pazartesi sendromu’ olarak da isimlendirilen zamana karşı kötümser bir yaklaşımın da doğmasına neden olmuştur. Pazartesi, amansız bir çalışma maratonunu hatırlattığı ve başlattığı için istenmeyen bir zaman dilimi halini almıştır.

Bizim dünyamızda ise zaman kıymetini; mekân kutsiyetini, Yaradan’ın ve O’nun elçisinin bunlara verdiği önemin yanında ulviyet boyutlu, insanlığın kaderini derinden etkileyen olayların kendilerinde gerçekleşmesiyle kazanır. Evrende her nesne Allah’ın bir sanatıdır ve bizler, yaratılanın Yaradan’dan ötürü hoş görüldüğü bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu açıdan varlık, bizim için hikmet ve hayır yumağı olarak karşımızda bütün ihtişamıyla endam eder. Buna karşın toplumumuzda bazı canlı ve varlıkların uğursuzluk getirdiğine dair inançlar da vardır. Allah’ın insanlar için tayin ettiği zaman dilimlerinden bir parça olan pazartesi de bu anlayıştan hissesini almıştır. Burada birey, işyerindeki sorunlara ve çalışmaya karşı olan tepkisini zamana yansıtır.

Kur’ân-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in sözlerinde çalışma ve kazancı alın teriyle elde etme önemle vurgulanmıştır. Pazartesiye, ailemize helal lokma götürmenin ve üreten bir insan olmanın ilk günü olarak bakabiliriz. Bunun yanında Peygamberimiz’in hayatında önemli gelişmeler ve birçok güzel olay pazartesi gününde olduğundan bizim için pazartesi, hangi hayırları ve güzellikleri getireceği daha pazar gününden beklenen bir gün olabilir. Halk diliyle günahını aldığımız pazartesi, İslâm’da birçok gelişmeyle kaderdenktir.

Pazartesinin faziletleri ve getirdiği güzellikler

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (S.a.v ) bu günde dünyayı şereflendirmiştir. Hz. Peygamber ( S.a.v ) bu konuda, “Bugün benim doğduğum ve peygamber olarak gönderildiğim yahut bana vahiy indirildiği gündür.” buyurmuştur. (Müslim, Sıyâm) Hz. Peygamber’in, risâlet öncesi Hace- ru’l-Esved’in yerine konulmasındaki problemi çözerek muhtemel çatışmayı önlediği gün pazartesidir.

(Muhammed Hamidullah, Hicri Takvim ve Tarihi Arka Plan, UÜİFD, IX; Mehmet Apaydın, Rasûlullah’ın Günlüğü) Pazartesi, bizim de problemleri çözeceğimiz ve hayır elçisi olacağımız bir zaman dilimi şeklinde kabul edilebilir.

Hz. Peygamber’e ilk vahyin indirildiği ve risâlet vazifesinin verildiği gün pazartesidir. Hz. Peygamber (sas), “Kur’ân-ı Kerim bana pazartesi gününde indirildi.” buyurmuştur. (Tirmizi, Menâkıb) Biz de pazartesiye, alacağımız sorumlulukların gereğini hatırlatan hayırhah bir dost olarak bakabiliriz.

Hz. Peygamber’in (S.a.v ) irtihali pazartesi günüdür. (Buharî, Ezan) Pazartesi, Efendiler Efendisi’ne göndereceğimiz bir duanın veya sevabını hediye edeceğimiz Kur’ân’ın okunacağı bir zaman olamaz mı?

Pazartesi, yolculuk, ticaret ve rızık günüdür. Zira Allah Resulü (S.a.v ), “Pazartesi yolculuk ve ticaret günüdür.” “Ey Allah’ın Resulü, bu nasıl olur?” dediler. Buna cevaben “Çünkü o gün Şuayb Aleyhisselam, ticaret yapmak ve rızık kazanmak için yolculuk yapmıştır.” buyurdu. (İbn Mace) Böylece pazartesi, bizim için işe koyularak sünnete uymanın sevabını ve hayrını ummanın bir anı olamaz mı?

Pazartesi, kulların bağışlanma günüdür. Hz. Peygamber (S.a.v ), “Cennet kapıları, pazartesi ve perşembe günleri açılır. Ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan her kula (günahları) mağfiret edilir. Yalnız din kardeşi ile aralarında düşmanlık bulunan kimse müstesna! (Onlar hakkında) ‘Şu iki kişiye barışıncaya kadar mühlet verin!’ denilir.” (Müslim, Birr ve Sıla) buyurmuştur.

Amellerin arz günüdür. Allah Resulü (sas), “Ameller her pazartesi ve perşembe günleri Allah’a arz olunur. (Müslim, Birr ve Sıla) Amellerin arz günü hayırlı karşılığın alınacağı bir gün olması dilenebilir.

Pazartesi, Allah’ın dünyanın yaratılışında ağaçları yarattığı gündür. Pazartesi, aldığımız her nefeste payları olan yeşillikleri hatırlayıp Yaradan’a yeniden şükredeceğimiz bir pazartesi niye olmasın?

Pazartesi oruç günüdür. Hz. Âişe (r.anha), şöyle demiştir: “Rasû- lullah (S.a.v), pazartesi ve perşembe oruçlarını dört gözle beklerdi.” (Tirmizi, Savm) Efendimiz, başka bir sözlerinde, “İnsanların amelleri pazartesi ve perşembe günleri Allah’a arz olunur. Bu yüzden ben amelimin oruçlu olarak Allah’a arz olunmasını severim.” (Tirmizi, savm) buyurmuştur.

İLİM YOLUNDA HARİKA HÂFIZALAR

İLİM YOLUNDA HARİKA HÂFIZALAR


Hıfz ve hâfıza İslâmî ilimlerde, bilhassa hadîs ilminde en mühim özelliklerindendir. 

Kur’ân-ı Kerîm’i sekiz günde ezberlemiş olan İmam Zühri (rh): “Kalbime tevdî‘ ettiğim ilimlerden hiç birini unutmadım. Hiçbir sözü, bir âlimin ağzından dinledikten sonra, bir daha tekrarlatmış değilim. Ezberlediğim hadîslerden yalnız birisinde şübhe edecek oldum, onu da, râvîsine sordum, ezberlediğim nasıl ise öyle çıktı” demiştir.

Ahmed bin Hanbel Hazretleri; bir milyon, yanlış okumadınız (1.000.000) hadîsi ezberlemişti. Bu rakam olağanüstü bir rakamdır. Fikir vermesi için şöyle bir misâl verebiliriz. Bu gün en geniş hadîs koleksiyonu Kenzü’l-Ummâl’dir ve bu kitap 16 cilt olup içinde 46 bin hadîs vardır. 1 milyon hadîs bu ölçüye göre 320 cildin üzerinde bir rakamdır. Ortalama bu kadar cilt kitap üst üste konulduğunda üç katlı bir apartmanın boyu kadardır yani yaklaşık 10 metre yüksekliğindedir.

İmam Buhârî Hazretleri, 17 yaşındayken 70 bin hadîsi ezbere biliyordu. Daha sonraları 500 bin civarında hadîs ezberlemiştir.

Firuzâbâdî Hazretleri ki; meşhur Kāmûs-u Okyanus’un yazarıdır. Bu zâtın da hâfızası fevkalâde idi. Her gece 200 satır ezberlerdi. Kur’ân sayfalarıyla bu 15 sayfadan fazla olur. İmam Müslim’in Sahîh’ini bir haftada ezberlemişti.

İmam Fahreddîn-i Râzî kelâm ilmine dâir 12 bin varak yani 24 bin sayfa ezberlediğini ifade etmiştir

12 Mayıs 2014 Pazartesi

RÜYALAR GERÇEK OLDU

BİRAZ ESPİRİYLE BAŞALAYALIM....                      
               
İŞTE ÖZLEMLER GELMESİNİ BEKLEDİĞİMİZ KİTAPLAR
Hemen ekleyelim kitapları ayağımıza çağırmadık, biz onlara gittik. Çünkü; "el ilmü la ye'ti, el ilmü yü'ta ileyhi"
-"ilim gelmez ilme gidilir."-


  1. Alaiyye tarihi
  2. Muvatta
  3. Kavlül ceyyit
  4. Şerhi akaid tercümesi
  5. Nibras
  6. Miratı mecelle
  7. Osmanlı müellifleri
  8. Zeria ilmi şeria
  9. Seyfül gullab
  10. Şerhul menar ve havaşihi
  11. Menarul envar fi ilmil usul
  12. Dirasat fi usulül hadis
  13. Sönmüş yıldızlar
  14. ilmi hilaf
  15. Tecvit risaleleri
  16. Yeni ilmi kelam
  17. Nesayihi kuraniyye
  18. Mizanül ukul
  19. Risalei Besmele
  20. Neticetüttefasir
  21. Tercümanı şemsiyye
  22. isam alel feride
  23. Nesrulleali
  24. Tarikatı muhammediyye
  25. Bedaiul izhar
  26. Hadisi erbain
  27. Kavlüssedid
  28. Miratı akaid
  29. Ruh
  30. Teshilüssarf
  31. Tefsir tarihi
  32. Virdül müfid
  33. Mukaddimetül cezeri
  34. Hakikatül hurriyye
  35. Tercümanı Şemsiyye






7 Mayıs 2014 Çarşamba

Kadın işçi çalışırken nelere dikkat etmeli?

İslam Dini, çalışma, işçi veya işveren olma konusunda erkekle kadın arasında bir ayırım yapmamıştır. Erkek gibi kadında ihtiyaç veya zaruret bulununca kendi yetenek ve mesleği yönünde çalışabilir.
İslam’a göre, mümin bir kadın, aşağıdaki durumlarda, gelir getirici bir işte çalışmaya zorlanamaz.
a) Evli kadının geçim masrafları kocasına aittir.
b) Kız çocuğunun geçim masrafları evleninceye kadar babasına aittir.
c) Dul kadınlar baba evine dönerse, ölünceye kadar onun geçimini sağlamak babasının, çocuklarının veya erkek kardeşlerinin üzerine vaciptir.
d) Yakınları bulunmayan kadınların geçimini, bir İslam toplumunda devletin üstlenmesi gerekir.
Hz. Peygamberimiz döneminde ev içinde gelir getirici iş yapan hanımlar olduğu gibi, şartların zorlaması sonucunda ev dışında çalışanlarda olmuştur. Nitekim Peygamberimizin hanımlarından Zeynep Bint-i Cahş ile Ümmü seleme validelerimizin evde deri işi yaparak para kazandıkları nakledilmektedir.
İslam dini kadına öncelikle annelik ve eş olma rolünü biçerken modern toplum, kadını cinsiyetten arınmış ve bağımsız bir birey olarak görmektedir. Bu sebeple günümüz toplumunda aşağıdaki şartlar bulunduğu takdirde ancak kadın çalışabilir.
a) Kadının dışarıda çalışması için zaruret veya ihtiyaç bulunması. Günümüzde geçim masraflarını karşılayacak bir yakınının bulunmaması bir zaruret sayılacağı gibi, bir doktor veya ebe hanımın maddi ihtiyacı olmasa bile çalışması toplum açısından bir ihtiyaçtır.
b) İffet güvenliğinin bulunması.
c) Tesettürlü çalışabilmesi.
d) Halvetin (kadın ve erkeğin kapalı kapılar arkasında bulunması) söz konusu olmaması.
e) Kadının fizik özelliklerine uygun iş bölümü yapılması.
f) Evli kadının çalışabilmesi için eşinin rızasının bulunması.

Bayan sekreter çalıştırmak:

Erkek bir işverenin büro veya fabrikasında bayan sekreter çalıştırabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat etmesi lazımdır.
a) Sekreter, aynı zamanda nikâhlı eşi veya mahrem hısımı ise bir mahzur olmaz.
b) Eş veya yakın hısımı olmayan sekreterin, gerek işveren ve gerekse yabancı erkeklerin yanında tesettüre dikkat etmesi gerekir.
c) Sekreter ile İşverenin yalnız olarak, baş başa kalabilecekleri bir ortamın (halvet) bulunmaması lazımdır.
d) İş yeri düzenlemesinde, sekreterin bulunduğu yerin topluca bayanların çalıştığı büro veya bölümle, açık bir mekânla bitişik olması,
e) İşverenin sekreter veya bayan personelle görüşmeyi ya başka birisinin bulunduğu sırada yapması ya da kapıların açık olduğu bir zeminde yapması gerekir.
Sonuç olarak, Müslüman bir işverenin yalnız baş başa (halvet) kalmaya yol açabilecek tarzda bayan sekreter veya bayan işçi çalıştırmaması gerekir. Çünkü Peygamberimiz, “Dikkat ediniz, hiçbir erkek yabancı bir kadınla baş başa kalmaz ki, üçüncüleri şeytan olmasın buyurmuşlardır.

KAYNAK:İNCEMESELELER

İHTİCAB

İHTİCAB

MISIR KADISI MERHUM CEMALEDDİN EFENDİ'NİN 1318 (1902) YILINDA MISIR'DA KALEME ALDIĞI VE KADINLARIN TESETTÜRÜ VE HİCABI İLE ALAKALI ELE ALDIĞI ESERİ.


Son günlerde sosyal medyada özellikle kadınları iş yaşamına dahil edilmesiyle alakalı olarak bir tazyik yaşanıyor. 

(http://yenisafak.com.tr/yazarlar/FatmaKBarbarosoglu/erkekler-calismasin/51644)

Dünya üzerindeki sosyal adaleti en güzel sağlayan dinimiz islam tabii ki kadının çalışmasına karşı değildir. Ama ruhsat verilen çalışma işi kadının mahremiyetini yitirmeyeceği bir çalışmadır. Mahremiyete dikkat edip erkeklerle ihtilat etmedikden sonra buna kimsenin diyebileceği birşey yoktur. Dolayısıyla meselenin çerçevesini iyi ayarlayıp güzelce tahlil etmek lazımdır.

İşte musannıf merhum tam da bu mesellerin ortasında; Avrupa devletleri tarafından öne sürülen: kadının çalışma hayatına dahil edilmemesi ilerlemenin önünü tıkamıştır. sözüne bir cevap olarak yazılmıştır.

Kitapta evvela meselenin tahlili yapılmış, daha sonra kadın ve erkek cinsinin yaratılış tahlilleri yapılmış daha sonra islam fıkhı hükümlerine göre meselenin fıkhi boyutu ele alınmış daha sonra da Avrupa devletlerinden somut rakamlarla misaller verilmiştir.



Kitapta meselenin fıkhi ve akli boyutu üslübü hakimi beyan ile ele alınmış anlaşılır bir şekilde ifade edilmiştir. Okuyacak olanların azami derecede istifadesini Cenabı Hakk'tan niyaz ederiz.....

"keşfi sitarei haya avakıbi vahime tevellüdüne bais olan zevali imana bir alamet olacağından bir kadın fazileti hayayı muhafaza da ihtimamsızlık gösterecek olursa tariki istikamet, savn ve ifafı şaşırmış olur..."

"kühl, halhal, bilezil, küpe, gerdanlık gibi zinetlerin vaki olduğu bilek, ayak bileği, topuk, baş, sadr gibi mevzilerin ayette zikredilmeyip -zinet- buyurulması tesettür ile emirde mübalağa içindir...."

2 Mayıs 2014 Cuma

YENİ KİTAPLARIM

Müslüman muhayyilesinin bugün karşılaştığı en büyük tehlike kendisini tanımlayacak kendi köklerini anlatacak kendi lisanın okuyacak kitaplarının olmamasıdır. İşte böylesine kısır ve kasır olan bir zamanda bu açlık ve açıklığımızı kapatmaya çalışıyoruz.

İşte elimize geçen okuma listemize aldığımız yeni kitaplarımız;
  1. İhticab
  2. Cevahiri İslam
  3. Cetveli Tasrifi Ef'al
  4. Gıldatül Avalim
  5. Hz. Ömer'in Adaleti
  6. Cevahiril Meknune Fi Adabizzikr
  7. Cevahiril Kelam Fi Akaidil İslam
  8. Dekaikul Mahkeme
  9. Fevaidi Etfal
  10. Cevahiril Efkar
  11. Camiül Cuma

İnşaallah okundukça sizlerle paylaşmaya çalışacağız.



KİTAP TUTACAĞI

KİTAP TUTACAĞI

Arkadaşlardan birisi kütüphanemdeki raflar için hediye olarak tutacak almak istediğini söyledi.
Ancak daha sonra kendisi düzeltti: "gerçi sizin için asıl olan; raflarda boş olan yerleri düzenlemekten öte oraları kitapla doldurmak" dedi. İster istemez hoşuma gitti yani....
İnşallah istanbul'a siparişimizi verdik 27 adet osmanlıca-arapça kitap yarın elimize ulaşacak inşaallah...